top of page

Bir Kitabın Başına Daha Fazla Ne Gelebilir?

Güncelleme tarihi: 1 Nis 2021

Takvim yaprakları milattan sonra 530 yılını gösterdiğinde Miletli İsidoros, arkadaşı Arşimet’in papirüslerle yazıp ona gönderdiği çalışmalarını kitap hâline getirmek istiyordu ve bunun için kollarını sıvadı. Çünkü papirüslere olan ilgi giderek azalıyordu ve onların oluşturduğu boşluğu üzerine yazılmaya daha elverişli olan parşömenler alıyordu. O dönemin yazım kurallarına göre, büyük harflerle ve boşluk bırakmaksızın Arşimet’in çalışmalarını parşömene aktardı. O üzerine düşen vazifesini yapmıştı. Kitabın başına gelecekleri ne o ne de hiçbirimiz tahmin edemezdik.


Aradan geçen yıllar basım camiasının tercihlerini de değiştirdi. Parşömen de bir zamanlar dama attığı papirüsün yanına gönderildi. Yerini alan caudex (kodeks) ise bizim bugün bile basılı kitaplarımızda kullanılan bir formattı. Kodekslerdeki bir diğer özellik ise artık küçük harflerin kullanılmaya başlanması ve kelimelerin arasına boşluk bırakılmasıydı. Böylece hem mürekkepten hem sayfadan tasarruf edilebiliyordu.


Adını tarihle paylaşmayan bir İstanbullu kâtip artık ömrünü doldurduğunu düşünen eski Arşimet derlemesini alıp yeni usule uyarak kopyaladı. Ardından eski parşömeni de işinin bittiğine kanaat getirip çöpe attı. İşte bu hareketi tüm hikâyenin fitilini yakan hamleydi. İstanbullu kâtibin kopyaladığı kitap o zamanların koşullarına göre çoğaltılıp kütüphanedeki yerini almıştı. Kâtip kültürel miras için üstüne düşeni yaptığını düşünüyor olmalıydı. Artık Arşimet’in çalışmaları yüzyıllar boyu aktarılacaktı, bunu ne engelleyebilirdi ki?

Büyük lokma ye, büyük konuşma der atalarımız, yine haklı çıkmışlardı. Tarih, derlemenin sakin bir hayat yaşamasına karşı çıktı, IV. Haçlı Seferi esnasında talan edilen İstanbul’dan Arşimet’in kitabı da payını almıştı. Yağmalama esnasında bir Haçlı askeri onu heybesine atınca kitabın Kudüs yolculuğu da başlamış oldu. Asker Filistin topraklarına vardığında kitabı Mor Saba Manastırı rahiplerine sattı. Ancak kitabın manastır hayatı da kısa sürdü. Satın alındıktan 25 yıl sonra manastırda dua yazılacak parşömenler azalınca eski ve lüzumsuz kitaplar palimpsest[1] yöntemi ile dönüştürülmeye başladı ve tahmin edin hangi kitap da bu dönüşüme seçildi: Bravo, Arşimet’in kitabı!


Kitabın başına dönüşüm esnasında gelenleri en sade şöyle ifade edebiliriz: Limon suyu ile silindi, bıçakla kazındı, iki parçaya kesildi. İddia ederiz ki Gregor Samsa bile böceğe dönüşürken bu kadar eziyet çekmemişti. Manastırda bir dua kitabı olarak yaşantısına devam eden derlemeyi aradan geçen uzun yılların ardından Constantine Tischendorf fark etti. 1846 yılında gizlice koparttığı bir sayfayı uzmanlara incelettirdi. O sayfa hâlâ Cambridge Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunuyor.


Bu arada tek sayfası eksik olan dua kitabı da İstanbul’a dönmüştü. Kitap kataloglanırken bir palimpsest olduğu fark edilince dönemin bilim tarihi uzmanı Johan Ludvig Heiberg, İstanbul’a çağırıldı. 1900’lerin başında İstanbul’a gelen Heiberg eski olmasına rağmen itinayla kullanıldığından kötü durumda olmayan kitabı okuyabilmeyi başardı. Okuduğu metni Antik Yunanca aslı ve Latince çevirisi ile yayınlayan Heisenberg de tıpkı İstanbullu kâtip gibi artık bu önemli eseri tarihin koruyacağını düşünüyor olmalıydı. Ne de olsa o kadar badireden sağ çıkabilmişti.

Palimpsestin okunmasının bittiği dönem ülkemizin I. Dünya Savaşı’na girdiği döneme denk geliyor. İstanbul’un karışıklığından faydalandığı muhtemel olan bir Fransız görevli, sonunda huzura kavuştuğunu düşünen kitabı çalıp Fransa’ya getirdi. Böyle kültürel ögelerin ülkemizden çalınması savaş döneminde epey yaygındı. Marie Louis Sirieix’e satılan derleme Sirieix alışverişin yasal olduğunu belgeleyemediğinden uzun yıllar boyunca küflü ve rutubetli bir bodrum katında kaldı. Ölümünün ardından kızı Anne Guersan babasının kitaplarını satmak isteyince bir uzmana danıştı. Bu uzman, Arşimet’in derlemesine bakınca böylesi eski kitabın biraz para edebilmesi için üzerine eski stilde resimler çizdirmesini Guersan’a tavsiye etti. Böylece kitabın başına gelenlerin arasına bir de sayfalarına Orta Çağ resimlerinin çizilmesi eklendi.

Tüm bunlara rağmen kitabın ciddi bir müşterisi çıkmayınca Guersan Christies Müzayede Salonu ile iletişime geçti. Yasal sorun çıkmasına mâni olmak için New York’ta gerçekleşmesine karar verilen müzayededen önce Christies ekspertizleri kitaba 800.000 ila 1.200.000 dolar arasında değer biçti. Anlaşılan Orta Çağ çizimleri meyvesini vermişti!


Müzayede duyulunca Yunan hükümeti kendi kültürel varlıklarının bir parçası olduğunu iddia ettikleri kitabın iadesi için dava açtı ancak New York mahkemesi müzayedenin gerçekleşmesi yönünde karar verdi. Yunan hükümeti kararlıydı, kitap onların ülkesine gitmeliydi. Mahkemeden istedikleri sonuca ulaşamayınca kollarını sıvayıp açık arttırmaya katıldılar. Zaten az rağbet gören bu kitabı evlerine götürecekleri konusunda neredeyse hiç şüpheleri yoktu. Ancak onların düştüğü hata Arşimet Palimpsesti söz konusu olduğunda işlerin öyle kolay yürümeyeceğini hesaba katmamalarıydı. Kitapla ilgilenen birisi daha vardı!

Adının gizli tutulmasını isteyen (Kendisinden Bay B diye söz edilecekti.) zengin iş adamı nadir kitaplar alanında uzman olan Simon Finch’le iletişime geçti. Bay B’nin talimatı açıktı. “Kitap benim olmalı.” Yunan hükümeti ve Simon Finch arasında kıyasıya bir fiyat arttırma yarışı başlamıştı. Giderek artan fiyatların ardından 1.900.000 dolar teklif eden Yunan ekibi mutlu sona ulaştığını düşünüyordu. Ancak Finch hiç durmadan devam etti: İki milyon! Yunanistan bütçesini de gözetmek zorunda kalan ekip pes etti. Komisyon ile beraber 2.200.000 dolara kitap Bay B’ye gitmişti.


Bay B’nin talimatı doğrultusunda 10 yıllık bir çalışmanın ardından 29 Ekim 2008 tarihinde yapılan bir basın açıklaması ile kitabın işlemlerinin tamamlandığı, palimpsestin altındaki yazıya ulaşıldığı ve hazırlanan kitabın basılarak satışa sunulabileceği duyuruldu.

Dahası da vardı. Walters Müzesi bu eseri, palimpsestin tüm sayfalarını inceleyebileceğiniz şekilde, kamuya açık bir internet sayfasında paylaştı. Size görsel açısından fikir verecek bu sayfaya göz atmanızı tavsiye ederiz. Palimpsestin mutlu sona kavuştuğunu bildirirken yazının eksik kalan bir kısmını size tamamlatma planımın olduğunu da belirtmeliyim. Bay B’nin kimliği hakkında tahminlerinizi yorumlarda bekliyoruz. Bakalım doğru cevabı yorumlarda bulabilecek miyiz?

[1]Yazısı silinerek ya da kazınarak bir kitabın tekrar yazıma uygun hâle getirilmesine palimpsest denir.


Kaynakça:

Bilim ve Teknik Dergisi, Şubat 2021 Sayısı.

Comentários


Yazı: Blog2 Post
bottom of page